"Nefret tünelinde Aşk"ın duyuru afişlerinin Bakanlık tarafından basılması ihtimali ve dayanışma çağrım

Dün, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Fevzi Kaldırım’dan bir e-posta aldım:

“Sayın Hakan Akcura

Destek talebinize yönelik e-maliniz incelenmiştir.

Söz konusu talebinize yönelik olarak detaylı görüşebilmek amacıyla, size ulaşabileceğimiz bir telefon numaranızı Genel Müdürlüğümüze iletmeniz hususunda gereğini rica eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Ahmet Fevzi Kaldırım
Şube Müdürü”

Telefon numaramı ilettim ve biraz önce arandım.

Şube Müdürü, olası serginin İstanbul ayağı için İstanbul’da, 2010 Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında Güzel Sanatlar Galeri’sinin Müdürlüğün elinden alındığını, AKM’nin de onarıma gireceğini ileterek, tahsis edebilecekleri bir mekan kalmadığını iletti.

Diyarbakır’daki galerinin ise günü gelip, katılımlar sayesinde sergi gerçekleşebilirse, tahsis edilebileceğini söyledi.

Olası sergilerin katalog, davetiye ve afişlerinin basımının üstlenilebileceği de belirtildi.

Ayrıca, isteğim üzerine, “Çağrı”nın yaygınlaşabilmesini sağlayacak duyuru afişlerinin 35×50 cm. ebadında 5000 adet basılabileceği, bunların 500 kadarının güzel sanatlar fakülteleri, meslek okulları ve kamu kurumlarına dağıtılabileceği, geri kalanların ise dağıtımının ben tarafından örgütlenmesinin sözkonusu olabileceği bildirildi.

Kabul ettim.

Yaklaşık 15 gün sürebilecek bir bürokratik onay sürecinin ardından bana haber verilecek ve onay alınabilmişse afiş tasarımım basılmak üzere istenecek.

Açıkçası şaşırtıcı ve sevindirici bulduğum bu gelişmelerin ardından, ‘Nefret tünelinde Aşk” sanat etkinliği çağrıma destek ve gönül veren herkesi benimle dayanışmaya çağırıyorum.

Basılması sözkonusu olan binlerce afişin yaşadığınız kentlerde, özellikle gençlerin gözdesi olan mekanlarda, okullarda, belli başlı meydanlarında olabildiğince yaygın olarak asılabilmesini diğer arkadaşlarıyla birlikte organize edebilecek herkesten, afişler basılırsa, onlara yollanmasını sağlamak üzere Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne ileteceğim adreslerini rica ediyorum. Adreslerinizi e-posta adresime yazabilirsiniz: hakcura@gmail.com

Belki de çağdaş sanatın Bakanlık tarafından desteklenmesinin ilk örneği olan bu gelişmenin artarak sürmesi, yaygınlaşması dileğimle…

My video by name "Catharsis" at the1st International Roaming Biennial of Tehran

My new video by name “Catharsis” is presented for the first time at the1st International Roaming Biennial of Tehran in Istanbul, Turkey.

This video is first of the works among my new video-creation line “Recording”.
I have made serial videos with my identity of only being recorder and maker in this line.


Catharsis from hakan akcura on Vimeo.

Catharsis

(05:25 min.; 2008; Stockholm)

Gamla Stan is the center area of Stockholm.
Oldest and more touristic zone of the city.
Other side of the Gamla Stan subway station is seeing inland sea, have a nice panorama but trashy…
When I recorded some scenes at this area a few young men which were high came up to me and wanted to do “rap” in front of my camera.
I said: “Okay!” and recorded them.
I was only a recorder and a witness.

All big metropols in Europa need this kind of purifications.
Immigrants could help.
I’m sure.


“Urban Jealousy”
the 1st International Roaming Biennial of Tehran
30th May – 6th July 2008


Hafriyat Karakoy, The Realm of Manifold Arts :
Necatibey Cad. No: 79 Karakoy Istanbul, Turkey

Curated by Serhat Köksal and Amirali Ghasemi

The theme of this biennial is URBAN JEALOUSY. A Jalousie (“jealousy” in French) is a window that one can see through but not be seen; barriers that allow us to observe the world without being invited to the table. Iranian artists are given an understanding of what goes on in the world without being offered a single opportunity to communicate their thoughts – outside of our very own jalousie window: a rigid ethnic frame within an extremely politicized context.

Of all the huge urban areas around the world, Tehran stands out as a different kind of Megalopolis. It boasts one of the most dynamic art scenes in the Middle East even as the city itself deals with a rudimentary public transport system, an exploding population crisis, and an ever-increasing sprawl of mass housing; An unsightly city of experimental architecture that swallows entire villages and towns without offering them any sort of public services.

Despite its complicated urban situation – which according to experts has already spiraled out of control – artists’ societies in Tehran continue to hold numerous biennials in semi-tribal fashion. A great number of these events are government-sponsored projects whose outlook and also their premises can shift 180 degrees from one year to the next. Each community has its own set of ceremonies, as a result of which, any sense of solidarity among the artists is lost.

The Tehran Visual Arts Festival, The Calligraphy Biennial, The Sculpture Biennial, The Cartoon Biennial, The Painting Biennial of the Islamic World, The Graphic Design Biennial, The Children’s Books Illustration Biennial, The Painting Biennial, The Poster Biennial, The Poster Biennial of the Islamic World… the list is endless.

Although the legendary “TEHRAN BIENNIAL” goes back 50 years, not a single one of the above-mentioned events can be considered a biennial by prevailing and accepted international standards”. An arts society recently published a call to boycott the upcoming Painting Biennial in order to demand a professionally curated exhibition, protesting the open call process and a “jury” they deemed unacceptable.

It seems impossible to have a proper Tehran biennial in Tehran, so our sprawling city and its elitist art scene remain excluded from the highly competitive art market in the region despite being surrounded from all sides by lucrative biennials and auctions. We may have great artists living and working in Iran, but we don’t have a chance to share the profits.

Tehran, as one may suppose, does not seem interested in presenting itself as a desirable destination for cultural tourism, by playing it ‘cool’ like other global cities, or scramble to be hip by coughing up the membership dues to be in the international art market.

So, to jumpstart the process, and after a long discussion with my friend, Serhat Koksal – a critic of the global biennialization process – we decided to curate a ‘mini’, on the move, Tehran biennial. To not only stop complaining about the current situation but to benefit from the advantages of it. An independent, low- budget, traveling exhibition which can be presented almost anywhere. We will travel like nomads, carrying artwork, objects, texts, and whatever, in a package no bigger than a medium-sized suitcase, preferably weighing less than 20 Kg., so it can be carried on any cheap flight.

Urban Jealousy will end its journey in May 2010, but Tehran’s Roaming Biennial will carry on. Feb 2008

Amirali Ghasemi
Biennial Tehran in Istanbul 10.06.2008 ntv
http://lads.myspace.com/videos/vplayer.swf

"Nefret tünelinde Aşk"ı TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün desteklemesi ihtimali üzerine "Yazışmalar"

kimden: hakcura@gmail.com
tarih: 2008/5/22
konu: Hatirlatma
kime: ertugrul.gunay@kultur.gov.tr

Sayin Ertugrul Gunay,

Asagida yeraklan maili 12 mayista size gondermistim.
Bir cevap alamadim.
Elinize ulasip ulasmadigi hakkinda suphem var.
Ulastiysa beni haberdar eder misiniz?

Saygilarla,

Hakan Akcura
http://open-flux.blogspot.com/

kimden: güzelsanatlar
kime: hakcura@gmail.com
tarih: 23 Mayıs 2008 Cuma 14:51
konu: Destek talebiniz.
gönderen: kulturturizm.gov.tr

Sayın Hakan Akçura,

“Nefret Tünelinde Aşk” isimli sanatsal çalışmanıza yönelik destek talep ettiğinizi belirten yazı Genel Müdürlüğümüzce incelenmiş olup, birimimizce verilmesi muhtemel destekler; katalog, broşür, afiş, davetiye vb. tanıtıcı materyallerin basımının üstlenilmesi ve yurtiçinde gerçekleştirmeyi düşündüğünüz sergilerde sergileme mekanının temin edilmesi şeklindedir.

Çalışmalarınızın içeriği ve destek talebinizin niteliğine ilişkin olarak tarafımıza daha ayrıntılı bilgi vermeniz hususunda gereğini rica ederim.

Mustafa ATALAR
Genel Müdür V.

kimden: hakan akcura
tarih: 2008/5/23
konu: “Nefret tunelinde Ask” sanat etkinligini Guzel Sanatlar Genel Mudurlugu’nun nasil destekleyebilecegine dair…
kime: Mustafa Atalay
Cc: ertugrul.gunay@kultur.gov.tr

Sayin Mustafa Atalay,

Sayin Bakan’in yolladigim maille ilgilenmis ve sizin kimliginizde Kultur ve Turizm Bakanligi, Guzel Sanatlar Genel Mudurlugu’ne yönlendirmis olmasina cok sevindim.

Calismamin icerigi, cagrisinin yayinlandigi linkte oldukca acik bir bicimde yeraliyor.

Ben bu cagriyi ayrica bu maile bir metin dosyasi olarak ekleyecegim. Ekleyecegim ikinci metin dosyasi ise, bu etkinligi duzenlememin nedeni olan ve tum destekcilerin bilmesi gereken “Kimi turklerin kurtlere ve kurt olmaya ve kimi kurtlerin turklere ve turk olmaya nefretinin, irkci saldirisinin, okunmasi cok zor belgeleri”.

Size yollayacaklarimin onlarca katinin her gecen gun daha da artarak internette ve elbette ki karsiliginin da gercek hayatta yayginlastigini tahmin etmeniz ve böylesi bir etkinligin gercek anlamini kavramaniz dilegimle, simdiden sizi yoracagim, uzecegim ve sasirtip, allak bullak edecegime uzulerek ekliyorum o dosyayi da…

Sanat etkinligine dönersek:

Cagri’dan da anlasilacagi uzere, bu sanat etkinligi, uc asamadan olusuyor:

1. Cagriyi yayginlastirma,
2. Videolarin uretim ve yapim sureci,
3. Sergiler ve sergilerin tanitimi.

Muhtemel desteklerinizi “katalog, broşür, afiş, davetiye vb. tanıtıcı materyallerin basımının üstlenilmesi ve yurtiçinde gerçekleştirmeyi düşündüğüm sergilerde sergileme mekanının temin edilmesi,” diye aciklamissiniz.

Bu destekler, geleneksel bicim ve icerikte bir sergi sureci icin cok anlasilir, yararli ve yeterli denebilecek nitelikte… Ilk elde, “Nefret tunelinde Ask” sergisinin Istanbul ve Diyarbakir’da iki genis sergi salonuna ihtiyac duydugunu ve bu sergilerin mekan teminini saglamanizin, katalog, broşür, afiş, davetiye vb. tanıtıcı materyallerinin basimini ustlenmenizin beni cok sevindirecegini belirteyim.

Ancak, bu etkinligin sergisinin gerceklesebilmesi icin, “Cagri”sinin ulke capinda yayginlasmasi gerekli. Böylece bu cagriya olumlu cevap verecek “bir yani kurt, bir yani turk” ya da “bir yani ermeni, rum, musevi, suryani, arap ve diger yani turk olan” ciftlerin, videolarini yapabilmesi ve bana sergilenmeleri icin yollayabilmesi ancak bu sekilde olanakli olacak.

Ben bu sanat etkinliginde, sadece cagriyi yapan ve gelecek videolarin sergiye hazir hale gelmesini saglayacak ve sergileyecek sanatciyim. Sergi mekanlarini ziyaretcilerine hazirlayacak olanim.

Dolayisiyla bu surecin ucuncu yani sonuc bolumune, “sergiler ve sergilerin tanitimi”na cok yardimi olacak “Istanbul’da ve Diyarbakir’da -buyuk bir ihtimalle İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Galerisi ve Dİyarbakır Güzel Sanatlar Galerisi olacak- iki genis sergi salonunu saglamaniza” ve “bu sergilerin katalog, broşür, afiş, davetiye vb. tanıtıcı materyallerinin basimini ustlenmenizi” elbette ki hararetle istiyorum.

Surecin ikinci bölumu, tumuyle bana ve katilimci ciftlere kalan bir “uretim ve yapim” asamasi. Bu asamaya dair sizden bir destek talebim yok. Videolarin hazirlanmasi icin gerekecek ve sergi teknik altyapisina, gereken ic mekan baskilarina ve multimedya araclarina dair destekleri sizin disinizda bulabilecegimi saniyorum.

Ama bu serginin olmazsa olmaz asamasi, halen icinde bulundugumuz ilk asamasinin, yani “cagrimin yayginlasmasi”nin sizin desteginize öncelikle ihtiyaci var. Bu asma basarili olmazsa zaten diger iki asamanin gerceklesebilme sansi hic yok.

Size, bu asal asamada olasi desteklerinizin ne olabilecegine dair önerilerim sunlar:

1. Mudurlugunuzun, tasarimini benim yapacagim ve cagrinin genis kitlelere duyurulmasini saglayacak ilan ve afisleri cok sayida basmasi. (Simdiden sayisi oldukca fazla olan gönulluler onlari dagitip, asabilir.)

2. Genel Mudurlugunuzun bu afisleri, ulke capinda universitelere ve tum kamu kurumlarina asilmasi istemiyle yollamasi.

3. Genel Mudurlugunuzun Turkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile bu etkinligin cagrisini konu alan programlarin yapilmasi icin iliskiye gecip, destekci kurum olarak ricaci olmasi. Böylece -sesimle ya da bizzat katilarak- benle yapilacak radyo ve tv söylesileriyle cagrinin yayginlasmasina destek olmaniz.

Genel Mudurlugunuz tarafindan, bu uc maddeyle özetledigim desteginizin verilmesinin hic de zor olmayacagini tahmin ediyorum. Bu destekler sergilenecek videolarin olusmasina, serginin yapim surecine ve yine yukarda sizin de olanakli oldugunu belirttiginiz desteginize muhtac olan, Istanbul ve Diyarbakir’da ayni anda acilacak olan “Nefret tunelinde Ask” sergilerine giden yolu acacaktir.

Bu sergiye vereceginiz her asamadaki aktif desteginizle, gelisen irkciliga karsi, ulkemizin baris ve kardeslikle tanimlanacak gelecegine de destek vereceginizi zaten bildiginize eminim.

Cok gecikmeden olumlu cevabiniz alacagim umuduyla…

Saygilarimi sunarim.

Not: Sayin Ertugrul Gunay’a verdigim soz geregi, sizin onun adina verdiginiz cevabi ve size yazdigim bu mektubumu da sitemde yayinlayacagim. Bu surecin seffaf akan niteligi, sanat etkinligine ve baris ve kardeslikten yana hedefimize guc verecektir; eminim. Benim sanatci kimligime, simdiye kadarki sergi ve etkinliklerime iliskin genis bilgiye asagida yeralan blog sitemden ve en asagida yeralan Sayin Ertugrul Gunay’a yazdigim mailde yeralan özgecmisimden ögrenebilirsiniz.


Hakan Akçura
http://open-flux.blogspot.com/

TC. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a “Açık Mektup”

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a "Açık Mektup"

kimden hakan akcura
kime ertugrul.gunay@kultur.gov.tr
tarih 12 Mayıs 2008 Pazartesi 18:22
konu “Anna Lindh Avro-Akdeniz Vakfi, Kulturler Arasi Diyalog icin Gazeteciler Ödulu” töreni yaklasirken bir “Acik Mektup”

Sayin Ertugrul Gunay,

Adimi hic duydunuz mu bilmiyorum. Uc bucuk yildir Isvec Stockholm’de yasayan bir guncel sanatciyim. Ressam, performans ve video sanatcisiyim. Sair ve tasarimciyim. 15 yillik sanatcilik kariyerim boyunca, ulkemizde, Avrupa’da ve dunyada kendimce tanindigim, bilindigim bir duzeye ulastim. Kendini sanatsal yaratima uzak hisseden her insana, aslinda yaratici potansiyelin onlarda da oldugunu ileten, gosteren, onlari kiskirtan, dunyada da sayisi pek fazla olmayan “neo-fluxus” sanatcilarindan biriyim.

Bu mektubu size yazmamin nedeni, 29 Mayis’ta Atina’da gerceklesecek “Anna Lindh Avro-Akdeniz Vakfi, Kulturler Arasi Diyalog icin Gazeteciler Ödulu” toreninde gazeteci Vercihan Ziflioglu’nun yaninda yeralacaginizi ögrenmis olmam. Bu ödulun sadece Vercihan Ziflioglu icin degil, Turkiye basini ve ulkenin tum barisseverleri icin gurur verici bir gelisme oldugunu dusunuyorum. Bir dusundugum de, kulturler arasi diyalog gibi bir kavramin aciklik, samimiyet ve gercegin -aslinda- ne olduguna dair bir bilgiyle birlikte odaklanilmasi gereken bir kavram oldugu…

Söyle ki; Vercihan Ziflioglu‘ya bu ödulu kazandiran birkac yazisinin baslicasi ve bugun Anna Lindh Avro-Akdeniz Vakfi web sitesinde yayinlanani benle yapilan ve “Nefret tunelinde Ask” isimli cagrim ve sanat etkinligini konu alan bir röportajdi. Okumadiysaniz, öncelikle bu röportaji okumanizi ve Vakif tarafindan gururla sergilenme bicimini görmenizi isterim:

Sözkonusu özgun dili ingilizce olan röportaj ayni gazetecinin imzasiyla Referans Gazetesi’nde turkce de yayinlanmisti:

“Nefret tunelinde Ask” sanat etkinligime dair cagriyi 23 Mart 2007’de “Open Flux” isimli blog sitemden yaptim:

Cagrim basindan destek gordu ve sirasiyla Birgun, Radikal, Tempo, Daily Turkish News (ödul kazanan roportaj) ve Haberturk-H2‘de uzun bir zamana yayilan birkac yaziya konu oldu.

Oysa cagrinin cok daha yaygin duyurulmaya ve bana yollanacak filmlerin olusumu, sergilenmesi surecinin aktif destek ve yardima ihtiyaci vardi.

Cagrimin sonunda yeralan notta sunlari yazmistim:

“Bu serginin hazırlık ve sergilenme aşamasında her türlü yardım ve desteği verecek olanlara kapım açık. Bu çağrının ve olası serginin haber, duyuru olarak dergi, gazete, forum, yazışma grupları gibi zeminlerde yaygınlaştırılabilmesi, kurgu ve altyazı döşenmesi sürecinin mali gereksinimi, sergilemeye dair yönlendiricilik, küratörlük ve mekan sağlama çözümleri, sergi baskı ve ses-görüntü donanımlarının gerektireceği destek ve dayanışma…”

Ayni dönemlerde Isvec Stockholm Kultur ve Turizm atesesi Aybala Dagasan ile bir toplanti yapmis ve “Nefret tunelinde Ask”tan daha önce yayinladigim ve Turkiye ile Isvec arasinda varolan önyargilari ortadan kaldirmaya yonelik bir baska kulturlerarasi diyalog sanat etkinligi cagrim olan “Gercek Diyalog” uzerine konusmustuk. Ben kendisinden Kultur ve Turizm Bakanligi’nin o cagrimi yayginlastirabilmesi icin olanaklarini bana acmasini ve o serginin olusum surecine maddi destek vermesini istemistim. Cok olumlu gecen ve bana umut veren toplanti, yasandigi ile kaldi. Somut bir cevabi hic alamadim ve yeniden biraraya hic gelemedik.

Dolayisiyla, zamaninda yine basinda, ozellikle de Radikal gazetesi ve NTV’de tanitim olanagi bulan ama muhtac oldugu diger desteklere hicbir zaman ulasamayan “Gercek Diyalog” surecine dair Bakanliginizla girdigim diyalogun bir benzerini “Nefret tunelinde Ask” icin yapmadim.

Ama bugun, yani Vercihan Ziflioglu‘nun 29 Mayis 2008’de Atina’da, bu etkinlige dair yaptigi roportajla, -ne guzel tesaduf ki – bir Isvec Vakfi’ndan alacagi odul töreninde TC’yi temsilen sizin yeralacaginizi ögrenince, sessiz kalamadim.

Önce beni bu ödul töreninden haberdar eden Vercihan Ziflioglu’na sunu yazdim:

“Selam Vercihan,
Cok sevindim yine…
Tam bu ugrakta senden bir istegim var.

Bir konusma yaparsan, yapacaksan, “Nefret tunelinde Ask” cagrisinin ve sergisinin, sana bu ödulu aldirtan “niteligine” ragmen, öksuz ve yetim kaldigini, hala hicbir kurum ve kisiden destek alamadigini ve bir sonuca erisememe ihtimalinin cok arttigini seyircilerine iletmezsen cok uzulurum.

Oysa, sadece Kultur Bakanligi, elindeki duyuru olanaklarini bana acsa, en azindan radyolar ve okullar yoluyla bile bu cagri milyonlarca kisiye rahatlikla ulasabilirdi. Birkac gazetecinin destegi disinda ne duyuru, ne de yapim asamasi icin gereken desteklere ulasamadim.

Oysa herkes biliyor ki, cagrinin guncelligi ve yakiciligi her gecen gun artiyor. Ben genclere, gonullu tum katilimcilara, duzenlenecek workshoplarla filmlerini nasil yapabileceklerini Istanbul’dan Diyarbakir’a kadar anlatabilecek bir enerjiye sahipken, bu etkin duyuru, yol göstermenin hic yapilamadigi surecte, bu serginin olabilecegine dair umudum hizla sönuyor. Zaman gectikce, yani sira akacak yeni haberler olmadikca, en baslarda cok istekli olan katilimci adaylari da filmlerini yapmaktan -sadece usengeclikten ve utanarak- teker teker vazgeciyorlar.

Aldigin ödul, keske bu cagri ve etkinlige yeniden ivme kazandirabilse ve Kultur Bakani o gun koltugunda cok rahat oturamasa…

Sevgiler.”

Sonra dusundum ki, size haksizlik etmemeliyim. En azindan bu istegimden sizi de haberdar etmeliyim ve size bu cagri ve etkinlige o ödul töreninden önce destek verme sansi, olanagi sunmali, bunu simdiye kadar yapmadiysaniz bile, bundan sonra yapabilmenize önayak olmaliyim.

Ne dersiniz?

O gece o koltukta gururla oturmak ve belki de yapacaginiz konusmada bu cagrinin ve etkinligin amaciyla ortak bir perspektife sahip oldugunuzu, bunu da desteginizle gösterdiginizi tum Avrupa ve Akdeniz halklarina iletmek ister misiniz?

Sizin de, uzerinde yasamis ve yasayan tum halklari, turku, kurdu, ermenisi, rumu, suryanisi, arabi, bosnagi, cerkesi ile bu olaganustu kulturler mozayigini olusturan ulkemizin baris ve kardeslikle tanimlanacak bir gelecegi olmasini istediginize dair umudum ve istegimle, sizden bunu talep ediyorum.

Yukarda da yazdigim gibi, kulturler arasi diyalog gibi bir kavramin aciklik, samimiyet ve gercegin -aslinda- ne olduguna dair bir bilgiyle birlikte odaklanilmasi gereken bir kavram oldugunu dusunurum. O yuzden bu acik mektubu kaleme aldim ve bugun blog sitemde yayinlayarak ilgili herkesi bilgilendirecegim. Kisa bir surede vereceginize inandigim cevabi da ayni yerde yayinlayacagima emin olabilirsiniz.

Saygilarimla,


Hakan Akcura
http://open-flux.blogspot.com/