Halil'le ve barış yürüyüşçüleri ile dayanışanlar…

İzmir Yeni Anayasa için Barış Girişimi 29 Eylül 2012 günü afiş tasarımlarımı da kullandığı bir dayanışma eylemi düzenledi. Barışa gönül verenleri ve elbette beni çok sevindirdiler. 

İzmir Yeni Anayasa için Barış Girişimi’nin facebook sayfasına bu adresten ulaşılabilir.

Halil Savda’nın barış yürüyüşüne destek poster tasarımlarımın yüklenebilir, basılabilir, dağıtılabilir, asılabilir yüksek çözünürlüklü belgeleri ise bu linkte.


Posterleri okullarında, derneklerinde, partilerinde, etkinliklerinde kullananlardan tek ricam var: Olanaklıysa onların asılı oldukları, kullanıldıkları ortamı, durumu, hali fotograflayıp bana yollamaları: hakcura@gmail.com

Halil Savda’nın yürüyüşüne eşlik eden blogfacebook sayfası ve facebook grubu sizi bekler.

Fotograflar: Sinan Canbay

Halil'e mektuplar – 1

Verdiğin karar, o kadar yalın ve kalabalık ki, hiç susmayan, yorgun, ölesiye çaresiz, ne kadar uzun, derin, kaç cana sırılsıklam yaşam olduğunu yol boyunca asla bilemeyecek yaşlı bir nehir gibi akıyor içimizde. 


Biz dediğim, “biz”! Birkaç kişiyiz hala. Sanma ki bilmiyor, izlemiyor, umursamıyor bazıları seni, o suçlu sessizlikleriyle. Puştluğuna yazmıyor, duyurmuyorlar. Oysa birkaç yeni söz eklesen onların asla ellerine alıp, yukarı kaldırıp, faltaşı gözlerle yapış yapış çürümüşlüğüne bakmadıkları, bakamadıkları, bakmak istemedikleri, elbette ki koparamadıkları göbekbağlarına yakın: “Ama Halil, bu savaş anlamlı!!!” Dürtüyorlar seni önleri sıra sürükleyerek o ölü et parçasıyla: “Değil mi!? Söyle! Söyle!” 


Dediğini dedin, iyi dedin oysa en baştan. Ayaklarına kına yakıp, evini, aşını, yolunu paylaşanların sorularını cevapla sadece. Seni tam da bulunduğun yerden bu şımarık, biteviye kirli savaşın anlambilir, anlambulur sahibi yapmaya çalışanlara ise sus ve yürü. Bence… 


Kuyuları da doldu bu ülkenin, mahzenleri, arka sokakları, mağaraları, hapisaneleri, arkadaş evleri, kamp zindanları, sokak araları, ağaç dipleri, dost kucakları, emirleri, talimatları da, o cesetlerle… Hiç konuşamayanlar, konuşamayacak olanların o hep masum, küskün, aldatılmış, pusu kurulmuş, baştan anlamamış, konduramamış, gözlerine inanamamış şaşkın gölgeleriyle de yürü. 


Onca silahın sahibi, onca yıla, satıra, bebeye, ekrana söz belleten güç, hiç sanmadığın kadar korkuyor sahiciliğinden, azlığından, kalabalığından. En kadim, en eski masalların, dansların, şifaların, bedellerin, izlerin, bilgilerin, kokuların, gözlerin, rüzgarların, aşkların, ilmek ilmek soluk aldığı bir pelerin örtmek isterim üzerine, örterim. Her omurum, gözeneğimle.


Elbet, deniz uzak mı, yakın mı göreceğiz. Gün, güne dönecek. Göremezsek ne olur!? En kötüsü, olsa olsa, artık hiç susmayacak, çok daha yorgun, ölüm gibi çaresiz ama ne kadar uzun ve derin, ne çok cana sırılsıklam yaşam olduğunu, aşılacak her yeni yol boyunca bilerek, çok daha yaşlı bir nehir gibi akar içimizde hiç değişmeyecek kararımız! En yalın ve kalabalık sevdası oldun barışın ve şimdiden Savda’mız!


Hakan Akçura
17.9.2012
01:15



Halil Savda’nın barış yürüyüşüne destek poster tasarımlarım

Halil Savda’nın barış yürüyüşüne eşlik eden blog, facebook sayfası ve facebook grubu sizi bekler.

"Pax Rhetorica" ya da barış aslında ne kadar yakınımızda! / "Pax Rhetorica" or how closed to us the peace actually is!


Hakan Akçura / 21.05.2011 – Stockholm

PKK önderi Abdullah Öcalan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunarak, şunu dedi: “Bana ‘Silahlı güçlerini bir yere çek ve biz demokratik anayasa çözümü üzerinden çözüm geliştireceğiz’ desin. O zaman bu savaşı durdurmuş olur.15 Haziran’a kadar bu söylediğim çerçevede bir yeşil ışık yakılmazsa, çözümün gelişeceğine dair bir bildirim yapılmazsa, beni ölmüş bilin! Artık ondan sonra yaşanacak olan başkaldırıdır, isyandır, her şey olabilir.”
(Türkiye basınından, 20-05-2011)

PKK leader Abdullah Ocalan made a call to Prime Minister Recep Tayyip Erdogan, saying, “If Mr. Prime Minister say to me ‘withdraw your armed forces to somewhere else, we will bring a solution through democratic constitution‘. Then he would have stopped this war. If there are no positive messages until June 15, consider me death. Next is uprising and revolt. Everything is possible.”
(From Turkey’s Press, 2011-05-20)

Kürtçe dersi (2)



Kürtçe dersi / Kurdish lesson (2)

Kurdî/Kurdish/Kürtçe: Şehide Me Rûmeta Mene. Şehid namirin.
Türkçe: Şehitlerimiz onurumuzdur. Şehitler ölmez.
English: Our martyrs are our honor. Martyres don’t die.

Boaz Arad‘a saygıyla
With my all respect to Boaz Arad

Emine ile Baran sağolsun ve onların da varsa akıl danıştıkları…

Kürtçe dersi (1)


Kürtçe dersi / Kurdish lesson (1)


Kurdî/Kurdish/Kürtçe: Perwerdehiya bi zimanê zikmakî, mafe mine bingehîn ê mirovan e.
Türkçe: Anadilimde eğitim en temel insanlık hakkımdır.
English:
Education in mother tongue is my most basic human right.

Boaz Arad‘a saygıyla
With my all respect to Boaz Arad

Emine ile Baran sağolsun ve onların da varsa akıl danıştıkları…