"Al bayrak" ya da Birgün'le yollarımızın ayrılması üzerine

“Al bayrak”, Birgün’ün, kültür sayfa editörü Ali Şimşek eliyle “dava açılması da dahil olmak üzere bazı riskler taşıdığı”, “zaten para sıkıntıları içindeyken.. durup dururken ceza yeme saflığına düşmemek için” yayınlamayacaklarını ilettikleri, yerine başka bir çalışmamı talep ettikleri, geçen hafta cumartesi gününe tarihlenmiş sıradaki Baykuş işimdi. Cumartesi gününden bu yana neden yayınlanmadığını öğrenmeye çalıştığım bu çalışmama dair reddi ve yeni iş talebini dün öğrendim.

Yayın-yaratım çizgimde yoksayamayacağım, eksik kalmaması gereken bir iş olduğu için ve aynı zamanda dost bildiğim çevrelerde yaşantıladığımız otosansürleri “kol kırılır yen içinde kalır” diyerek gizli kılmayı hiçbir zaman doğru bulmadığım için, hem “Al bayrak”ı burada yayınlamayı, hem de bu gelişmelere dair izleyenlerimi bilgilendirmeyi seçtim ve bu kararımı dün gazeteye ilettim.

Bugün, uygulamanın bir otosansür olduğunu düşünsem, onları eleştirsem de yine de Birgün’le çalışmaya devam etme istekliliğimi sürdürdüğümü de iletip yeni işimi gönderdiğimde ise, onun hakkında da benzer gerekçeyle “yayınlanamayacağı” bilgisi geldi. Artık onlar açısından da, benim açımdan da, birlikte çalışmanın olanaklı olmadığı ortadaydı. Bu da iletildi. Bence -ne yazık ki- bizim için en iyisi de bu ortak karar oldu.

Baykuş’un Birgün’deki serüveni, ancak iki işimi, “Az kaldı” (Türkiye linç yapılmış ya da linçe kalkışılmış mülki idare bölümleri haritası) ve Hrant: Üç çift gözbebeği‘ni yayınlamamı sağlayacak kadarmış.

Yukarda değindiğim, Birgün’ün ikinci reddine konu olan yeni işimi, önümüzdeki günlerde yine Open Flux’ta yayınlayacağım.



Yenileme: 


Birgün’ün ikinci reddine konu olan yeni işimi yayınlayınca buraya da linkini eklemem doğru diye düşündüm:  
“Günümüz anti-demokrat kemalist evlerini bu kadar farklı ve bu kadar baştan çıkarıcı yapan nedir?”

"Gerçekler bilinsin yeter" en az 5001 kere seyredildi


Videom “Gerçekler bilinsin yeter”, onu yayınladığım blip.tv linki aracılığıyla bugüne değin -başından sonuna dek- en az 5001 kere seyredildi. “En az” diyorum çünkü, bu izleyicilerin büyük bir kısmı bu 3.5 saati aşan kaydı üşenmeden bilgisayarlarına indirdiler. Kaç kişi daha, kaç evde, kaç kahvede, lokalde, onlar sayesinde izledi bilemiyorum.

Videoyu yaygınlaştıran başlıca web siteleri şunlar oldu:
Nasname
Haber Diyarbakır
Ekşi Sözlük
Sol Platform Org (Forum)
Herkesin Belgeleri
İzmir İzmir Net (Forum)
Hazırlıksız Yakalandım (Kişisel blog)
Mirhan Aker (Kişisel blog)

Benim bu okuduğunuz bu blog sitem ve yayınladığım basın bülteni aracılığıyla gelenler dışındaki hemen tüm izleyicilerimin taşıyıcısı bu linkler ve üye olduğum birkaç grup oldu.

Yazılı basında sadece Tempo dergisinin cesur genç muhabirleri bu videonun varlığını ve içeriğini ellerinden geldiğince yayınladılar. O görüşmenin eksiksiz metnini de ben yayınladım. Elbette ki bu haberin ardından da gelenler olmuştur blip.tv’ye…

Yukarda saydığım tüm linklerin sahiplerine ve Tempo’ya teşekkür ediyorum.

Ben bu videoyu yayınladığımda daha Ergenekon İddianamesi yayınlanmamıştı. Ergenekon delil klasörleri avukatlara ve medyaya dağıtılmamıştı. Daha emekli albay Arif Doğan tutuklanmamış, hep varlığı inkar edilen JİTEM için “ben kurdum, Veli Küçük’e devrettim” dememişti. Sabah gazetesi çift taraflı itirafçı, eski PKK ve JİTEM üyesi Abdülkadir Aygan’la buluşmamıştı. Tarih 22 Haziran 2008’di.

O günden bu yana video hakkında önce bir arkadaşım Star gazetesinde bir haber yayınlamak istedi ve başaramadı ya da vazgeçti. Expres dergisinde ve üstelik “Fırat’ın ötesinde kalan Ergenekon”u kapak yaptıkları sayıda yayınlanacağı söylenen haber bana iletildiği kadarıyla sorumlu muhabir evlendiği ve yazmaya zaman bulamadığı için yayınlanmadı. Taraf gazetesiyle birkaç hafta yazıştık. Bu yazışmalar,
“Hakan Bey, merhaba,
Ben Taraf Gazetesi’nin Yazıişleri Müdürü Eray Özer. Mailinizi okuduk. Taraf Gazetesi olarak sözünü ettiğiniz belgeselden nasıl yararlanabiliriz? 3.5 saatlik bu belgeselin içeriğine biz sayfalarımızda, eğer siz de isterseniz, yer verebiliriz.”
satırlarıyla başladı, -İsveç’te yaşayan bir muhabirleri aracılığıyla Abdülkadir Aygan’a kendilerinin ulaşmak istediklerini öğrenmem dışında- hiçbir sonuca ulaşmadı.

Korsan Haber sitesinde çalışan bir başka arkadaşımın yazdığı haber ise, “böyle tehlikeli işlere bulaşmak istemeyen” yayın yönetmeni Atılgan Bayar tarafından geri çevrildi.

Yüzlerce mail aldım. Çoğu destek, yorum ve ilgi mailiydi. Hepsi beni sevindirdi.

Durum, döküm bu…