Nefret Tünelinde Aşk, H2’de


Nefret Tünelinde Aşk

Hakan’ı neredeyse 20 yıldır tanırım. 20 yıldır aralıksız “insan olma onurunu” (ne kadar eski püskü, deforme bir ifade gibi geliyor kulağa) koruyarak yaşayıp, başta resim olmak üzere hep bir şekilde kulak verilesi cümleler kuran eserler ortaya koymasına bizzat şahidim. Geçenlerde -biraz da yeterli katılım sağlayamadığından şikayet ederek- söz ettiği yeni projesi “Nefret Tünelinde Aşk” eni konu bu kanımı güçlendirir nitelikteydi.

Hakan tam bir kazıcıdır. Görünenin arkasına bakmayı, saklı duranlara ışık tutmayı ve bu gerçekleşene kadar -yeterli malzemeyi toplayana kadar- eşelemeye devam eder. Öyle ki o fenomenle işi bittiğinde sizi artık ona başka bir yerden bakmak zorunda bırakır.

“Nefret Tünelinde Aşk”da Hakan işte yine tam da bunu yapıyor. Sezdirmeden büyüyen, ruhlarımıza doğru yılankavi uzanan nefret dehlizlerinde gezinip -gözü kara bir şekilde lağıma dalmak- onu olanca çirkinlik ve çıplaklığıyla deşifre ettikten sonra belki de ırka dayalı milliyetçiliğin en büyük mağdurlarını, eş durumundan kesişen karşıtları çarpıcı bir deneyime davet ediyor. Nasılını Hakan’ın duyurusundan izleyelim:

“Bir kürdü seven türkler, bir türkü seven kürtler. Bir yanı kürt, bir yanı türk olan “çiftler”. Bir türkü ya da bir kürdü çok seviyor olmayı bir süredir ya da çok uzun bir süredir deneyimleyen çiftler. Çağrım size:

“Dört beş aydır [çağrı, bu yılın mart ayında yapıldı ilk kez N.Y.] ırkçı türklerin ve ırkçı kürtlerin internette yeralan yazılı ve sesli küfürleşmelerini biriktiriyorum. “Irkçı” sıfatım milliyetçi sıfatıyla karıştırılmamalı. Sayısı inanılmaz bir hızla artan bu karşılıklı konumlanışın ben tarafından “açığa çıkarılacak” seçimleri başka türlü tanımlanamayacağı kesin olan küfür ve saldırı metinlerinden ve seslerden oluşuyor. (Kastettiğim sadece internete gömülü metinlerin benim tarafımdan gözler önüne serilmesi. Yoksa hiç açıkta olmayan, kimilerince hiç bilinmeyen metinler değiller tabii ki!) [yanlış anlaşıldığı için sonradan eklendi] Forumlardan, -Youtube benzeri paylaşım sitelerindeki- yorum yazılarından ve site ziyaretçi defterlerinden derliyorum bunları. Sesleri ise belli –çoğunlukla kürt- sohbet odalarından (genellikle kürtlere küfreden türklerin seslerinden) [yanlış anlaşıldığı için sonradan eklendi] kaydediyorum. Binlerce… İnanılmaz bir çıplaklıkta, netlikte bir nefreti içeriyorlar; okurken ve dinlerken kirlendiğimi hissedecek kadar ağdalı, sığ ve gerçekler. Her birimizin büyük bir tedirginlikle gelişmesini izlediği milliyetçi ırkçılığın binlerce kürt ve türk arasında akan diyaloglarda ne kadar insafsız bir düzeysizlikte ve tehlikeli bir keskinlikte aktığının, akmaya başladığının belgeleri.

“Nefret tünelinde Aşk” sanat etkinliğine katılacak çiftler, bu küfür ve saldırıların dört duvarını ve tavanını kapladığı, seslerin de aralıklı olarak “boşaldığı” bir mekanda, kendilerine ayrılmış ekranlarda akan videolarda hayat bulacaklar. Onlardan istediğim bu ekranlara konmak üzere varolan ya da ödünç alacakları video kameralarla birbirlerini ve/veya ilişkilerini çekmeleri. İçeriği ve biçimi –nasıl ve nerede çekileceği- tümüyle katılımcılara bağlı kayıtlarla, bana ve olası serginin ziyaretçilerine, bir kürdü ya da bir türkü sevmenin nedenlerini, nasıllarını, öyküsünü, varsa zorluklarını, dışa vurumunu, içeriğini aktaracak, anlatacak, belgeler haline getirmeleri.”

Hakan’ın “Nefret Tünelinde Aşk”ını bu yazıya konu etmemin iki nedeni var. İlki elbette, belki bu çağrıyı okuyanlar arasında sergiye kendilerini katmak isteyecek birileri çıkar umudu beslemem, ikincisi ve bu ülke adına daha yaşamsal bulduğum neden ise nefretin umulmadık ölçüde zincirinden kurtulmuş bir azgınlıkla saldırıya geçtiğini görmekten dolayı büyük bir endişe duymam.

Özellikle Hakan’ın kazıp çıkarttığı ve bir kısmını benimle paylaştığı nefret metinlerine maruz kaldıktan sonra içinden geçtiğimiz bu son derece riskli zamanlarda birbirimize çok daha fazla ihtiyaç duyduğumuza inancım kat kat artmış durumda.

Yazıyı kaleme alırken ilk önce sayfalarca kusulan bu nefret belgeleri içinden görece en usturuplu bulduğum ve noktalayarak şiddetini azaltmaya çalıştığım çok küçük bir kısmı yayınlamayı düşündüm. İçerdiği şiddet yüzünden burada daha fazlasını yayınlamanın bir yolu yoktu. Sonra kendi sayfamda en azında doğrudan görünür olmalarına bile katlanamadığımdan bu metinleri beyaz renkte vermek geldi aklıma. Belki böylece en azından bir çok okuyucuyu habersizce maruz kalma tehlikesinden korumuş olacaktım. Yine de emin olamadım ve fikrine güvendiğim birkaç arkadaşıma gösterdim. Sonuç olarak nefretin nefreti doğuracağı kanaatine varıp buradan yayınlamamaya karar verdim.

Yine de bu korkunç belgelere “Nefret Tünelinde Aşk” projesinde yer almak isteyenler

http://open-flux.blogspot.com adresinden Hakan Akçura’ya ulaşarak temin edebilir ya da zaten basit bir internet taramasıyla -Kürt ve Türk kelimelerinin yanına aklınıza gelen en basitinden en ağıza alınmayacak hakaret ifadelerine kadar istediğini koyarak- yazılı, sesli ve görüntülü örneklerine gani gani ulaşabilirler.

Bu öyle bir nefret kültürü ki modern deformasyonla kendini üreterek küresel dekadansla birbirine çullanıyor. Birbirinden beslenerek güçleniyor ve hayatın dokusunu parçalamak üzere en küçük açık yaradan içeri sızıyor. Bu öyle bir nefret ki Akın Birdal gibi birine televizyon kameraları karşısında “Eskiden Kürtlerle ilgili söylenen bir söz vardı ‘En iyi Kürt ölü Kürt’ diye. Şimdi en iyi asker de ölü asker mi olmalıdır.” cümlesini kurdurtabiliyor.


Türkiye görüş ayrılıkları, kamplaşmalar ve ötekini yok saymaya yabancı bir ülke değildir. Ancak hiçbir dönemde bu ayrılıklar, karşılıklı konumlanmalar bu kadar kirli, çürük ve adi bir üsluba sahip olmamıştır. Yaşı tutanlar hatırlayacaktır sol- sağ kapışmasının en sert olduğu dönemlerde bile kimse birbirini bu nefret metinlerindeki gibi algılamazdı. Birbirini öldürmeye varan düşmanlıklarda bile bu çiğlikte küfürler savrulmazdı. En azından kimse sanal karakterlerin ardına sığınıp küfür mastürbasyonu yapmazdı.

Hangi arada, kimin eliyle, nasıl böyle insanlar oluverdik? Bu sorunun mutlaka derin sosyolojik çalışmalara ihtiyaç duyduğu ortada. Yine de umudumu korumak ve tüm bunların günün birinde unutulup, gideceğine inanmayı sürdürerek yaşamak istiyorum. Çok mu?
Necati Yıldırım

Nefret tünelinde Aşk hakkında:
Çağrı

This entry was posted in art by omosis. Bookmark the permalink.

About omosis

Selected exhibitions, activities: 2013 Artist presentation: "Being in Sweden, being an immigrant, being an artist", Adaevi, Museum of the Princes' Islands, İstanbul, Turkey "Yersiz: Kader Birliği", Mardin, Kızıltepe, Turkey “Ja jag vill leva jag vill dö”, Tegen 2, Stockholm "Vilken tur! Himlen omfamnar oss!" / "What luck! The sky embraces us!" / "Ne şans! Gökyüzü hepimizi sarıyor!" Photography Exhibition, Ideas and Innovation Fair, Stockholm "Milat" Exhibition for Hrant, Getronagan Lisesi'nden Yetişenler Derneği, Harbiye / Rumeli Han C blok 6.Kat - Beyoğlu, İstanbul 2012 Migration Connections Project 2012 Exhibition, Museum of the Princes' Islands, İstanbul, Turkey Edinburgh Middle Eastern Film Festival, Filmhouse, Edinburgh, Scotland, UK Artist Talking and Screening, Agent Ria, Still Gallery, Edinburgh, Scotland, UK 2011 Ars retorica, Hall the university library of Paris 8 – Saint Denis, France The Exhibition on the 20th Anniversary of the Human Rights Foundation of Turkey: Where Fire Has Struck, DEPO Istanbul, Turkey 2010 PAI 2010-2011 in Thebes, Conference Center of Thebes, Greece International Media Arts Festival Videfesta’10: Archive Fever, Goethe Institute, Ankara, Turkey Temps D'Images Portugal 2010 Festival Film Award for Films on Art section "From childhood to police station" Exhibition, Free Expantion Platform, Istanbul, Turkey HEP Iran screening, Sazmanab Project, Tehran, Iran AthensArt 2010 contemporary art exhibition, Athens, Greece PAI 2010 contemporary art exhibition, Samothrace, Greece "Thistles of Sazak" screening and exhibition, 7th Karaburun Festival, Izmir, Turkey Distance Festival, London, UK "Artist Cinema", Art Beijing, China Over trubled water, Tegen 2, Stockholm, Sweden Ankara International Film Festival, "Video: Spaces of Memory", Ankara, Turkey Direct Channell, Canakkale' Turkey !F Istanbul Film Festival 2010 online program: See it yourself (This village)' Istanbul, Turkey HEP Screening, AFA Beijing, China Tornavideo, Tamirhane, Ankara, Turkey 2009 “Projected Visions: 35 years of Turkish video art” exhibition Meeting Europe - Istanbul, Wacken Exhibition Centre, Strasbourg, France HEP (Human Emotion Project) Screening, AFA @ Portuguese Bookshop Gallery, Macau, China co-exhibition "Dirty Story", BM Suma, Istanbul, Turkey HEP (Human Emotion Project) Screening, Caldas-da-Rainha, Portugal HEP Screening, Berlin, Germany "Thistles of Sazak", art performance, Karaburun, Izmir, Turkey "Istanbul-Off-Spaces" co-exhibition, Kunstraum Kreuzberg/Bethanien, Berlin, Germany co-exhibition "Interzone:Nation", Gallery Galzenica, Zagreb, Croatia HEP Screening, LaSala in Cigunuela, Spain HEP screening, Melbourne, Australia "Varning för klämrisk", Solo Exhibition, Tegen 2, Stockholm, Sweden to Ankara International Film Festival, Ankara, Turkey 2008 1st Int. Roaming Biennial of Tehran, Berlin, Germany "Hög på Golvet" group exhibition at Tegen 2, Stockholm, Sweden 1st Int. Roaming Biennial of Tehran, Istanbul, Turkey International Mail Art Project 2008, Conceptual Continuity Supermarket 2008 Art Fair with Tegen 2, Stockholm, Sweden 2007 "Fear of god" co-exhibition, Hafriyat Karakoy, Istanbul, Turkey "Bodrum Film Festival", Bodrum, Mugla, Turkey "Jag, min husses hund" group exhibition, Tegen 2, Stockholm, Sweden "Nightcomers" project in the 10th Biennial of Istanbul, Istanbul, Turkey Scope NYC [PAM], Scope Art Fair, Lincoln Center, New York, USA 2006 co-exhibition "Labyrint" in Botkyrka Konsthall, Stockholm, Sweden Artist's "Sann dialog" ("Real dialogue") contemporary art activity has been started. Stockholm, Sweden Artist sent his videoperformance named as "Öppet brev till Migrationsverket" to Migrationsverket ("Open letter to Sweden Migration Board") 51', Stockholm, Sweden 2004 Artist given his art-object named as "För uppehållsstillstånd" to Migrationsverket ("For residence permission"), Istanbul, Turkey co-exhibition "Bridge from east to west", BBK Karlsruhe, Germany 2003 co-exhibition of AIAP "Hal/iç" with work name the "Difficult sleep". Kadir Has University, Istanbul, Turkey 2002 co-exhibition "Arts Plastiques" in METU Spring Festival at METU Congre Center, Ankara, Turkey co-exhibition "A travel into life" at Kargart, Istanbul, Turkey 2001 "Sometimes when I'm high, I watch TV", video performance screening, Dulcinea, Istanbul, Turkey Artist's "Solitudo" contemporary art activity has been started. A solo contemporary art exhibition with 210 participants: I want my mirrors. Dulcinea Istanbul, Turkey 2000 co-exhibition "Veritas Omnia Vincit", Istanbul, Turkey Artist's "I want my mirrors" contemporary art activity has been started, Istanbul, Turkey 1999 "2th Interbalcanic Symposium of Visual Arts" and co-exhibition, Samotrache/Greece 1998 "...self", solo exhibition. Dulcinea, Istanbul, Turkey co-exhibition "The Other", Istanbul, Turkey 1996 "Citypaintings", solo exhibition. Habitat II/NGO Forum '96 art activities, Istanbul, Turkey Publication of book of poems: "Limpin Bird" (Aksak Kus) (168 page, 81 poem, 81 picture), Istanbul, Turkey 1995 Fourth Biennial of Istanbul, Istanbul, Turkey co-exhibition "Young Activity/Borders and Beyong", Istanbul, Turkey 1991 Short film maker and director, ("Everything is as it is", 24', 16 mm. Included in TRT's "Young Cinematographers" programme), Istanbul, Turkey

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s