Gelelim fasulyenin faydalarına…

Biliyorsunuz geçende Demirtaş Stockholm’e geldi ve çoğunlukla yandaşlarının doldurduğu bir salona konuştu. Ben de o konuşmayı kaydettim ve yayınladım, çoğunuz çok memnun oldu ve bazılarınız o’nun şimdiye kadarki en iyi konuşmalarından saydı ve ayrıca teşekkür etti. Sağolsunlar.

O kaydın sonunda hatırlarsanız, benim Demirtaş’ın resmi ve gayrı resmi korumalarının ardından seyirtip de girdiğim sahne arkası bir koridorda, ona yönelttiğim soru ve cevap da yeralmıştı.

(Sorum şuydu: İlhami Işık’ın (Balıkçı) dünkü demecini okudunuz mu? Işık, demecinde barış görüşmelerinin PKK’yle dolaylı ama bir taraftan da Öcalan’la doğrudan hala sürdüğünü, hatta önümüzdeki süreçte diğer Kürdistanî partiler ve Hüda-Par’ın bu sürece dahil edilmesi ihtimalinin olduğunu söylüyor. Bu konuda söyleyebileceğiniz bir şey var mı?

Cevabı: Spekülatif gibime geliyor. Hiçbirini teyid edebilecek durumda değilim. Görüşmelerin sürdüğüne dair somut hiçbir bilgi gelmiş değil bana.)

O kayıtta yeralmayan şeyler de olmuştu o koridorda, ardından, binanın dışında, sokakta. Günlerdir içimde kaldı, aktarayım istedim. Ardından da sözüme devam edeyim:

Demirtaş sorumu cevapladıktan ve ben onun ”birkaç sorum için bana ayırabileceği bir zamanı olmadığını” öğrendikten sonra, teşekkür ettim, başarılar diledim. Ben susar susmaz solumdan bir kadın sesi yükseldi:

”Sayın Demirtaş, ben de bir şey sormak istiyorum. Benim türkçem iyi değildir. Ben kürdüm, kürt doğdum, kürt öleceğim. HDP’li değilim ama buraya geldim, sizi dinledim. Uzun uzun partinizin propagandasını yaptınız ama savaştan bahsetmediniz. Orada bir savaş var. Bir kürt kadınının iki gün önce, çırılçıplak, işkence edilmiş, tecavüz edilmiş cansız bedeninin sokağa bırakıldığı bir savaş. Siz o kadına dair tek bir cümle kurmadınız. Siz savaşa dair tek bir cümle kurmadınız. Neden?!”

Hatırladığımca dedikleri bunlardı ve ben başından sonuna onu kayda aldığıma emindim. Kameramı cevap vereceğini sandığım Demirtaş’a çevirdiğimde, onun korumaları eşliğinde çoktan kapıdan çıkmış olduğunu ancak farkettim. Geriye kalanlar ise kadına doğru bağırıyordu, ayrı ayrı, tek tek: ”Çıkarın şunu buradan!”, ”O bu konularda hep konuşuyor! Şimdi bir şey demesine gerek yoktu!”, ”Seni buraya gelmene bunları diyesin diye izin vermedik! Defol!” ve anlayamadığım birçok kürtçe azar daha…

Sonra dışarı çıktım. Kapı önünde, ayakta düşünürken bir kadın yaklaştı yanıma, kısa boylu, kumral, sert ifadeli, bir yerlerden tanıdık. İsveççe: ”Kayıt yaptın mı?” diye sordu. ”Evet!” dedim, ”her şeyi kaydettim.” ”Umarım yayınlamayacaksın!” diye ekledi. Şaşkın döndüm: ”Anlamadım,” dedim, anlamaya başladım: ”Son, o kadının sorusunu mu kastediyorsun? Elbette yayınlayacağım.” dedim. O yine, bu sefer tane tane yineledi: ”U-marım… yayınlama-yı… düşünmüyorsun!” Dik dik baktı gözlerime. Biraz şaşkındım herhalde, bir yandan hala elimde olan kameramın objektif kapağını kapatıp, bir an önce onu çantama sokmaya çalışırken, içimden kendime: ”Hakan, uzundur tehdit edilmemiştin, reflekslerini yitirdin be yavrum!” dedim. Döndüm uzaklaştım oradan.

Sonra aynı akşam evde, çektiklerimi bilgisayara aktarırken farkettim ki, en son kaydım kendi soruma, aldığım cevaba ilişkin. Oğlumun kamerasıyla gitmiştim çekime ve acemilikle yanlış yerine, düğmesine basmıştım benden sonrasını, o kadını çekerken herhalde. Tehdit eden sevinecek diye düşündüm, akşam paylaştığım videoyu izlerken. Yeterince, gereğince korkmuş olacaktım gözünde.

Biliyor musunuz, aynı tehditçi kadın ya da o koridordaki bir başka azarcı PKK’linin, ondan bir gün önce ya da bir gün sonra, Stockholm’un merkezinde ”işgalci TC’nin Kürdistan’a saldırısı”nı protesto eden sürekli protestoculardan biri olduğuna adım gibi eminim. Üstelik elinde de, ”çırılçıplak, işkence edilmiş, tecavüz edilmiş cansız bedeni Varto’da sokağa bırakılan gerilla Kevser Eltürk’ün (Ekin Wan)” fotografını taşıyarak… Ne? Orada o fotografı taşıyan, neden mi koridorda Demirtaş’a sorulan o soruya, o sorulan sorunun kaydına itiraz eder, o kaydı ”yaptım” diye beni tehdit eder?

Dedim ya, gelelim fasulyenin faydalarına…

Demirtaş bana zaman ayırabilseydi soracağım sorular aşağıda. En başta, eski dostum yeni HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu olmak üzere, o’na yakın, sözü geçen birileri Demirtaş’a iletirse, o da cevaplarsa, o cevapları olduğu gibi yayınlarım:

Giriş:

HDP, uluslararası arenada, bildiğimiz, kendi sömürge halklarının ulusal bağımsızlık ve demokrasi mücadelesini yürüten silahli mücadele örgütlerinin yanı sıra ya da onların siyasal kanadı olarak yarı-yasal ya da yasal faaliyetini sürdüren birçok oluşumdan farklı bir amacın partisi: Ortak vatan partisi olmak amacı, Türkiyelileşmek. Bir an için İrlanda’da Sinn Féin’in, yani adının çevirisi zaten ”Biz, kendimiz” olan bir hareketin ”Britanyalılaşma” temelli bir politikayı benimsediğini tasavvur etseniz, farkın boyutu daha gözle görülür hale gelebilir. ”Aslında, fark değil, saçmalık bu,” diyen de hiç az olmaz.

Kürt ulusal demokrasi hareketinin ezici bir ağırlıkla öncülüğünü üstlendiği, politikasını belirlediği, tümü oldukça küçük boyutta Türkiyeli ”sol” örgütlenmeyle yapılan bir koalisyonla varlık bulan HDP bir başka ”biz”i seçim propagandasının sloganı haline getirdi: ”Biz’ler Meclis’e”. 80 milletvekili ile Parlamento’ya girdi. O milletvekilleri, yine uluslararası arenada benzer herhangi bir ezilen ulus siyasal örgütlenmesinin kalkışmayı aklından geçiremeyeceği biçimde ”Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağı(n)a; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağı(n)a; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağı(n)a; [egemen] büyük Türk milleti önünde namusu ve şerefi üzerine” ant içti.
Açıkçası ben bu andı içmem. Bunu demem için de bir kürt olmam gerekmiyor. Neyse…

HDP’nin bu, her adımı Türkiye gerçekliğine özgü bir yararcılıkla beslendiği aşikar politikasına değilse de, seçimlerde ulaşmaya çalıştığı hedefine, kendi tabanı dışında birçok kürt, ben dahil birçok kürt olmayan vatandaş destek verdi. Kuşkularla, yeni umutlarla, acaba’yla, dizginsiz bir AKP düşmanlığıyla, başka bir yararcılık mantığıyla vs. Şu ya da bu nedenle…

Ben sömürge devletin vatandaşı bir entelektüel olarak, on yıllardır oyumu hep kürt ulusal demokrasi hareketinin temsilcilerine destek vermek için kullanmıştım. İlk kez çok zorlandım. Bu ”Türkiyelileşme” politikası nedeniyle.

Mızrak başından beri aslında çuvala sığmıyordu. PKK gerçekliğinden ve bu gerçekliğin gücünden bağımsız bir HDP’nin varlığını kabul etmeniz, çok iyiniyetli bir saf değilseniz, bu topraklarda mümkün değil. Eminim, bana aslında hak verirsiniz. Bu demek ki, o tümü oldukça küçük boyutta Türkiyeli ”sol” örgütlenmelerin HDP politikasını, PKK’nin iradesinden bağımsız değiştirebilmesi, eğer bu ”sözde değişim” PKK’nin işine gelmiyorsa olanaksız. Özde, HDP, PKK’den bağımsız bir siyasal örgüt olabilme olanağına ve aslında bence isteğine sahip bir örgütlenme değil. Her aklı başında insan, PKK’nin siyasal alanda ”bu kez” nasıl bir yasal politika öngördüğünü anlamak, kavramak için baktı bundan önceki tüm, çoğu sonradan kapatılan yasal siyasal örgütlenmelere. HDP’ye, ”Türkiyelileşme” yeni hedefi ya da iç koalisyonu yüzünden böyle bakmamak birçoğu için mümkünse de, benim için hala değil.

PKK, önderlik kurumunu, ideolojsini ve politikasını karanlık ve özgürlük düşmanı bulduğum bir yapıyken, en temelde haklı istemlerle yola çıksa da, kendi asal istemlerini bile bir kenara bırakan, bölgede harita çizebilme gücüne sahip aktör olabilmeyi öne almış, savaş boyunca binlerce sistem muhalifinin cinayetini işlemiş, çok kirlenmiş bir ”savaşın öte tarafı”yken, ben ve ben gibiler neden HDP’ye oy verir? Bu, öncelikle benim cevaplamam gereken bir soru.

Şundan: Kürt ulusal demokrasi hareketinin kazanımları, on yıllardır yerel yönetimlerde politika üreten siviller, Parlamento’da çok yoğun saldırı altında varlığını süren milletvekilleri, genel olarak yasal siyasal örgütlenmenin yaygın gücü olmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti’nin barış ve demokrasi adına -sonuç verici olmasa da- attığı adımları atabilmesi olanaksızdı. Bu kazanımları PKK’nin savaşı değil, sivil politikanın dönüştürücü gücü sağladı. Zaten PKK de bu süreçte devletin gözünde ister istemez masaya oturulabilir bir savaş örgütü haline geldi. Ben ve sayılarının hiç de azımsanası olmadığını düşündüğüm diğerleri, on yıllardır sivil siyaset -de- yürüten kürt ulusal demokratlarının kendi özgürlük mücadelesinin niteliğini, önderliğini, yapısını da değiştirebilecek bir güce ulaşıp ulaşmadığını umut, merak ettik. Bu umudum ve merakım HDP ile de kısmen sürdü ve destekledim. Kısmen diyorum, çünkü Batı’dan da daha önce hiç istenmeyen oyları isteyen, gücüne güç katmayı hedefleyen, Gezi sonrası şekillendiğine emin olduğum ”Türkiyelileşme” politikasını, siyasal olarak kürdi bağımsızlık mücadelesinin sona erişi ve çiğ bir yararcılık olarak görüyorum. Tam da ülkesel düzeyde bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesinin güçlü önderliğinin olmaması gerçekliğinden kendine alan bulan… Öte yandan gözlemliyorum ki, birçok Türkiyeli ”sol” entelektüel ve aktivistin aynı boşluktan dolayı beslenemeyen duygularına, coşkusuna, renkli kalabalıkları, etkin mücadelesiyle merhem olan kürt ulusal demokrasi mücadelesi, o başından teşne, eleştirmez, tapar, esrimiş insanları, ne yazık ki, bir yandan istediğince kullanıyor, bir yandan da onlara göstermekten kaçındığı bir küçümsemeyi taşıyor.

Eğer HDP, bu seçimlerde, kürt ulusal demokrasi mücadelesinin bağımsızlık eksenini yitirmeyen, ondan vazgeçmeyen yüzbinlerinden de destek aldıysa, ki aldığını biliyorum, ben en çok onlara benzerim. ”Bizlerin” desteği sizler için en kaygan destektir diye kabul edebilirsiniz, aslında bilirsiniz. Umurunuzdaysa bu destek, çevirin yüzünüzü bize ve cevaplayın isterim.

Sorularım:

1. PKK’nin önderlik kurumu, ideolojisi, süren savaşın geçmişinde işlediği insanlık suçları, uluslararası arenadaki kirli ittifakları konusunda, geçiştirmeyen, kapsamlı eleştirileriniz ve altını çizeceğiniz, ’bağımsızlığınızı tescilleyecek’ siyasal farklılıklarınız nelerdir? Verili politikanız gereği, sonucu, sizin ”sürmesini istemediğiniz” bir savaşı sürdüren iki taraftan biri olarak PKK’ye, kendi önderliğinin, Abdullah Öcalan’ın son siyasal söylemini, ”silahlı mücadelenin sona erdiği gerçeğini” hatırlatmaktan, tek taraflı ateşkese, tüm birliklerini ülke dışına çekmeye çağırmaktan sizi alıkoyan ne? Aslında ”baştan beri bağımsız olmamanız” ise nedeni, bunun itirafını yapıp özgürleşmeyi düşünmüyor musunuz?

2. 80 milletvekili ile, savaşın karşısında şehir şehir, yükselen bir yaygın barış mücadelesini örmekten sizi alıkoyan ne? Belki de isminizi ve bayraklarınızı gömüp, milyonlarca barış yanlısı insanla birlikte, devlete de, PKK’ye de ”Yeter / Edi Bese! Barış / Aşîtî!” diye bağırıp yürümekten sizi alıkoyan ne? Devletin gücünün test edilemeyeceğini düşünen savaş yanlılarıyla ”PKK devleti isterse tükürüğüyle boğar” diyen HDP’li Abdullah Zeydan arasında bir fark görmeyen beni, duymadığım farklı cümlelerle, eylemlerle ikna etmek umurunuzda mı?

3. Düne kadar, AKP hükümetine ve PKK’ye çağrı yapmaktan başka bu savaşı durduracak hiçbir şey yapmayan HDP, “Size savaş yaptırmayacağız,” dediği AKP savaş hükümetinde iki bakanlık karşılığında yeralırken, kendini, hükümete çağrı yapamaz hale getirdiğini farketmiyor mu? Teknik olarak savaşın, üstelik de devlet tarafında olduğunuzu düşünmüyor musunuz? Size verilen bunca desteğin, oyun karşılığında teknik olarak, siyasal olarak, artık akan kanın sorumlusu da olan bir zeminde, savaş hükümetinde yeralmak sizler için neden bu kadar önemliydi? Politikanızı ulaşmakta epey zorlanacağınızı sandığım yeni bir seçim başarısına, dolayısıyla seçimlere bir an önce  varmaya yönelik kuruyor olmanız, sizi olağanüstü atıl ve hesapçı ve giderek akan kana ortak olan bir siyasal hareket haline getirmiyor mu?

4. Yükselen savaşla birlikte PKK ve yanlısı tüm örgütlerin Barzani’ye yönelik etkin bir karalama kampanyası başlattığının da farkındasınızdır. Bu kampanyaya dair PKK’nin dediğinden farklı dedikleriniz var mı? Olabilir mi?

5. Ortadoğu ve Suriye’de yeni haritaların çizildiği, PKK’nin de birçok uluslararası ya da bölgesel gücün zaten sahip olduğu güçlere artık sahip olmaya başladığı ”aktif, güçlü aktörlük” konumunun, TC’ye karşı savaşı yeniden yükseltmesinin de nedeni olması, sizce mümkün mü? Süreci böyle okumanın mümkün olduğunu düşünseniz, PKK’ye karşı tavır almanızı sağlar mıydı? Bunu sağlayabilecek örgüt içi işleyişinizin varolduğunu iddia edebilir misiniz?

6. Geçende sorduğum soruya ve cevabınıza geri dönersek, eğer devlet ile Öcalan arasında doğrudan, PKK arasında dolaylı bir görüşme masasının kurulu olduğunu “bilseniz” bu bilgiyi bizle gerçekten paylaşır mıydınız?

7. O gün bana yönelen o örtülü tehditin içeriğine dair sizin diyebilecekleriniz ne?

Reklamlar
This entry was posted in barış, Demirtaş, pkk, savaş, seçim, Selahattin demirtaş, stockholm by omosis. Bookmark the permalink.

About omosis

Selected exhibitions, activities: 2013 Artist presentation: "Being in Sweden, being an immigrant, being an artist", Adaevi, Museum of the Princes' Islands, İstanbul, Turkey "Yersiz: Kader Birliği", Mardin, Kızıltepe, Turkey “Ja jag vill leva jag vill dö”, Tegen 2, Stockholm "Vilken tur! Himlen omfamnar oss!" / "What luck! The sky embraces us!" / "Ne şans! Gökyüzü hepimizi sarıyor!" Photography Exhibition, Ideas and Innovation Fair, Stockholm "Milat" Exhibition for Hrant, Getronagan Lisesi'nden Yetişenler Derneği, Harbiye / Rumeli Han C blok 6.Kat - Beyoğlu, İstanbul 2012 Migration Connections Project 2012 Exhibition, Museum of the Princes' Islands, İstanbul, Turkey Edinburgh Middle Eastern Film Festival, Filmhouse, Edinburgh, Scotland, UK Artist Talking and Screening, Agent Ria, Still Gallery, Edinburgh, Scotland, UK 2011 Ars retorica, Hall the university library of Paris 8 – Saint Denis, France The Exhibition on the 20th Anniversary of the Human Rights Foundation of Turkey: Where Fire Has Struck, DEPO Istanbul, Turkey 2010 PAI 2010-2011 in Thebes, Conference Center of Thebes, Greece International Media Arts Festival Videfesta’10: Archive Fever, Goethe Institute, Ankara, Turkey Temps D'Images Portugal 2010 Festival Film Award for Films on Art section "From childhood to police station" Exhibition, Free Expantion Platform, Istanbul, Turkey HEP Iran screening, Sazmanab Project, Tehran, Iran AthensArt 2010 contemporary art exhibition, Athens, Greece PAI 2010 contemporary art exhibition, Samothrace, Greece "Thistles of Sazak" screening and exhibition, 7th Karaburun Festival, Izmir, Turkey Distance Festival, London, UK "Artist Cinema", Art Beijing, China Over trubled water, Tegen 2, Stockholm, Sweden Ankara International Film Festival, "Video: Spaces of Memory", Ankara, Turkey Direct Channell, Canakkale' Turkey !F Istanbul Film Festival 2010 online program: See it yourself (This village)' Istanbul, Turkey HEP Screening, AFA Beijing, China Tornavideo, Tamirhane, Ankara, Turkey 2009 “Projected Visions: 35 years of Turkish video art” exhibition Meeting Europe - Istanbul, Wacken Exhibition Centre, Strasbourg, France HEP (Human Emotion Project) Screening, AFA @ Portuguese Bookshop Gallery, Macau, China co-exhibition "Dirty Story", BM Suma, Istanbul, Turkey HEP (Human Emotion Project) Screening, Caldas-da-Rainha, Portugal HEP Screening, Berlin, Germany "Thistles of Sazak", art performance, Karaburun, Izmir, Turkey "Istanbul-Off-Spaces" co-exhibition, Kunstraum Kreuzberg/Bethanien, Berlin, Germany co-exhibition "Interzone:Nation", Gallery Galzenica, Zagreb, Croatia HEP Screening, LaSala in Cigunuela, Spain HEP screening, Melbourne, Australia "Varning för klämrisk", Solo Exhibition, Tegen 2, Stockholm, Sweden to Ankara International Film Festival, Ankara, Turkey 2008 1st Int. Roaming Biennial of Tehran, Berlin, Germany "Hög på Golvet" group exhibition at Tegen 2, Stockholm, Sweden 1st Int. Roaming Biennial of Tehran, Istanbul, Turkey International Mail Art Project 2008, Conceptual Continuity Supermarket 2008 Art Fair with Tegen 2, Stockholm, Sweden 2007 "Fear of god" co-exhibition, Hafriyat Karakoy, Istanbul, Turkey "Bodrum Film Festival", Bodrum, Mugla, Turkey "Jag, min husses hund" group exhibition, Tegen 2, Stockholm, Sweden "Nightcomers" project in the 10th Biennial of Istanbul, Istanbul, Turkey Scope NYC [PAM], Scope Art Fair, Lincoln Center, New York, USA 2006 co-exhibition "Labyrint" in Botkyrka Konsthall, Stockholm, Sweden Artist's "Sann dialog" ("Real dialogue") contemporary art activity has been started. Stockholm, Sweden Artist sent his videoperformance named as "Öppet brev till Migrationsverket" to Migrationsverket ("Open letter to Sweden Migration Board") 51', Stockholm, Sweden 2004 Artist given his art-object named as "För uppehållsstillstånd" to Migrationsverket ("For residence permission"), Istanbul, Turkey co-exhibition "Bridge from east to west", BBK Karlsruhe, Germany 2003 co-exhibition of AIAP "Hal/iç" with work name the "Difficult sleep". Kadir Has University, Istanbul, Turkey 2002 co-exhibition "Arts Plastiques" in METU Spring Festival at METU Congre Center, Ankara, Turkey co-exhibition "A travel into life" at Kargart, Istanbul, Turkey 2001 "Sometimes when I'm high, I watch TV", video performance screening, Dulcinea, Istanbul, Turkey Artist's "Solitudo" contemporary art activity has been started. A solo contemporary art exhibition with 210 participants: I want my mirrors. Dulcinea Istanbul, Turkey 2000 co-exhibition "Veritas Omnia Vincit", Istanbul, Turkey Artist's "I want my mirrors" contemporary art activity has been started, Istanbul, Turkey 1999 "2th Interbalcanic Symposium of Visual Arts" and co-exhibition, Samotrache/Greece 1998 "...self", solo exhibition. Dulcinea, Istanbul, Turkey co-exhibition "The Other", Istanbul, Turkey 1996 "Citypaintings", solo exhibition. Habitat II/NGO Forum '96 art activities, Istanbul, Turkey Publication of book of poems: "Limpin Bird" (Aksak Kus) (168 page, 81 poem, 81 picture), Istanbul, Turkey 1995 Fourth Biennial of Istanbul, Istanbul, Turkey co-exhibition "Young Activity/Borders and Beyong", Istanbul, Turkey 1991 Short film maker and director, ("Everything is as it is", 24', 16 mm. Included in TRT's "Young Cinematographers" programme), Istanbul, Turkey

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s