Giderek sıklaşan Atatürk’e hakaret davaları, hiçbir hoşgörüsü olmayan, son derece bağnaz bir zihin dünyasının adım adım yerleştiğini gösteriyor
Giderek sıklaşan Atatürk’e hakaret davaları, hiçbir hoşgörüsü olmayan, son derece bağnaz bir zihin dünyasının adım adım yerleştiğini gösteriyor
Eine Kunstausstellung in Istanbul gerät zwischen die Fronten von Islamismus und Kemalismus
__________________
Hafriyat”ın “şantiye”den “kazı çalışması”na “ pek çok anlamı var. Bu, aynı zamanda Türkiye’deki ilk ve bugüne kadarki en önemli bağımsız sanat gruplarından birinin adı. Yaklaşık on yıl önce kuruldukları zaman Türkiye’de özgür bir sanat ortamı yok gibiydi. “Hafriyat”, bu boşluğu doldurarak otosansürü yıkmak ve genç sanatçılara yeni ifade biçimleri için bir ortam oluşturmak amacı ile yola çıktı.
On iki Hafriyat ortağından hiçbiri, son projeleri olan “Alllah Korkusu” isimli afiş sergisine başlarken, gelecek tepkileri tahmin etmemişti. Başlığı dolayısı ile sergi, islami “Vakit” gazetesinde yer aldı. Gazetenin 5 Kasım tarihli -açılıştan beş gün önce, yani henüz hiçbir iş görülmeden- haberinde, serginin sanatsal bir amaç gütmediğini, dini duygulara zarar vermek gibi provokatif bir amaç güttüğü yazıyordu. Sergi koordiatörü “Bu noktada afişlerin seçimi saptanmamıştı” diye belirtiyor.
Şık ve beyaz Hafriyat Galeri büyük cam vitrini ile, gri ve viran binaların arasında duruyor. Karaköy’ün ortasında, esnaf ve liman işçilerinin çoğunlukta olduğu Haliç yakınlarında yoğun trafikli bir caddede yer alıyor. Koordinatör komşu esnaflardan birinin sahibinin Vakit gazetesindeki yazıdan haberdar olmasıyla, iki bıyıklı adamın kendisine gelerek Hafriyat-Karaköy Galerisinin yakın zamanda kapanacağını söylediklerini anlatıyor. Tehdit anlaşıldı ve birkaç sanatçı, açılıştan kısa süre önce işini geri çekti.
İki duruş arasında
Sergi koordinatörü “Türkiye’de bu tarz tehditlerin cinayete varan sonuçları olabilir. Bu yüzden kendimizi ve açılışa gelen konuklarımızı korumak zorunda hissettik” diyor. Özel güvenlik sorumlusu tam bir koruma garantisi veremeyeceğini söyleyince, sanatçılar polise başvurdu. Kendi kalelerine gol atmış oldular, polis Türk kurucu ve laiklik önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü küçük düşürmüş olabilecek üç poster üzerinde özellikle durdu.
Sanatçı Hakan Akçura’nın Peygamber Muhammed’in resmedilmesi yasağına gönderme yaparak Atatürk’ü yüzü olmadan gösteren afişinin, türbanlı ve Atatürk’lü t-shirt giyen bir kadının bulunduğu afişin ve kurucunun farklı namaz konumlarında göründüğü bir başka afişin bir saldırı içerip içermediklerini kontrol etmek için takibe alındı.
Bir tarafta İslam, diğer tarafta Kemalizm – bunlar Türkiye’de birbirine uzak iki duruş olmakla beraber, iki büyük tabu. Serginin amacı, korku ve baskı mekanizmalarına mizahi biçimde sorgulamaktı, tıpkı “Beni bu sergiye katıldığım için affet Allah’ım” yazılı afişteki gibi. Çeşitli işlerde aynı bakışla iki tarafa da yaklaşılıyor. Altında Kemalizm’in bir Allah korkusu türü olduğu yazan yüzü olmayan Atatürk’ün yer aldığı afiş Vakit gazetesi’nde yer aldı.
Türbanlı ziyaretçiler
“Sergiye gösterilen tepkiler nasıl paranoyak bir toplumda yaşadığımızın ve ifade özgürlüğünün kısıtlı olduğunun göstergesi. Bunun değişmesi ve baskısız çalışabilmek çok zaman alacak.” diyor anonim kalmak isteyen Hafriyat sanatçılarından biri. Ressam ve Hafriyat kurucularından Antonio Cosentino ise daha ümitli: “Kültür ve sanatı baskılayan 301. madde -Türklüğe hakarete cezadan bahsediyor- gibi mekanizmalar var. Ama sonuç olarak sergiyi engellemek kimseye bir şey kazandırmaz. Ve en önemlisi böylece sanat fikirlerini halka yakınlaştırmak olan amacımıza ulaşmış oluyoruz.”
Türk medyasında sergi hakkında çıkan haberler daha tarafsız yaklaşıyor. Serginin Vakit Gazetesinde tekrar yer alan ‘Danimarkalı değil yerli provokasyon’ diyen haberi gibi değiller. Sergiye şu an afişleri görmek için türbanlı kadınlar da geliyor. Çoğu, kendilerine sorulmasının üzerine resimlerin kendilerini kötü hissettirmediğini söylüyor.
Sergi 2 Aralıka kadar Hafriyat Karaköy Galerisi’nde sürecek.
Bilgi için www.hafriyatkarakoy.com
(Çeviren Işıl Döneray)
Tarih sırasıyla ilk yorum Habertürk-H2 başyazarı Necati Yıldırım’dan:
“Umarız bu yaşananlar Hafriyat açısından gelecekte düzenleyecekleri etkinliklere isim bulma konusunda kafa karışıklığına yol açmaz.”
İkincisi, “Abesle İştigal” blog sitesi sahibi Defne Koryürek’ten:
“Hafriyat grubunu takip etmesi ilham verici kilacak yegane sey de bu bilgiye ragmen sergi acmalari ve ‘amacımız provokasyon yaratmak değildi’ demek yerine, ‘elbette, korkularimizi provoke ederek kendimizle yuzlesmekti amacimiz’ demeleri olabilirdi ancak; nerede sergiden is cekmek, ustelik de isim saklayarak.”
Üçüncüsü imzasız; Sabah’tan:
“Türkiye’nin en etkin bağımsız sanat kolektifi olarak geçen grubun bağımsızlığı, bu sergi sırasında yaşananlarla sarsıldı, belki de tarihe karıştı…”
Daha açılmadan Vakit gazetesinin “Küstah Sergi” başlığıyla hedef gösterdiği Allah Korkusu sergisi devam ediyor. Sergiyi açan Hafriyat Grubu, basının hem hedef gösteren, hem de polisin baskılarını abartan yayınlarından şikayetçi.
Vakit gazetesinde “Sanat adı altında, sövgü kültürü inşaa ediliyor; açılmadan tepki topladı” diye dikkatleri üzerine çektiği sergiyi açan Hafriyat Grubu, bu habere “Daha katılacak olan eserler bile ortaya çıkmış değil” diyerek tepki göstermişti. “Allah Korkusu” adlı sergi, bu tartışmalarla ve yoğun güvenlik kuşatmasıyla 10 Kasım günü açılmıştı. “Serginin güvenliği” için gelen polislerin, bazı sanatçıların kimlik bilgilerini istemesi üzerine kamuoyunda eserlere el konduğu, soruşturma açıldığı gibi haberler dolaşmaya başlamıştı.
Bunun üzerine sergi yerinde konuştuğumuz Hafriyat Grubu elemanları duruma açıklık getirecek bilgiler verdiler. İlk açıklamaları “Serginin amacı manipüle edildiği için basınla görüşmek istemiyoruz” olan Hafriyat Grubu, gazetelere de yansıyan soruşturma açıldığı, takip edildikleri, savcının ifade aldığı gibi iddiaları reddetti. Hafriyatçılar, “Sorun sadece buraya açılışta ‘korumak’ amaçlı gelen polislerin, üç eserin sanatçılarının kimlik bilgilerini istemesi ve sanatçılarca verilmesinden ibarettir” dediler.
Dolaşan haberler üzerine eser sahiplerinden Murat Başoğlu; eserini kendi iradesiyle sergiden kaldırdı. Polisin dikkatini çeken diğer iki eser sergilenmeye devam ediyor. Başoğlu, sergi görevlilerine bu serginin “namaz kılan Atatürk” afişiyle anılmaması ve serginin verimliliği açısından kaldırdığı açıklamasını yapmış. Kimlik bilgileri alınan Başoğlu ve Zeynep Özatalay kamuoyuna yönelik bir açıklama yapmaktan kaçındı.
Kemalizm ve ibadet
Kimlik bilgileri alınan sanatçılardan Hakan Akçura ise “Kemalizm bir ibadet biçimidir” ismini taşıyan afişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu öğrenmesi üzerine Hafriyat Sanat Grubu’nun avukatları eliyle Cumhuriyet savcılığına bir mektup yazdı. İnternet ortamında da yayılan bu yazıda Başoğlu [Akçura demek istediler herhal! H-A], Yazar Murat Belge’nin bir röportajında geçen “Bizde Cumhuriyet’le birlikte oluşan ideoloji tamamen seküler bir alternatif değildir. Kemalizm bir ibadet biçimidir. Dünya tarihinde kısa bir yer tutsa da, bu sekülarizasyon sürecine girmiş olmak, Allah’ı kaybetmiş olmak demektir…” sözünden hareketle “Kemalizm bir ibadet biçimidir” adlı eseri ürettiğini belirtiyor. Başoğlu [Akçura demek istediler yine herhal! H-A], sözlerini şöyle sürdürüyor: “Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisi Kemalizm’dir ve paradoksal olarak devletin, ordunun ve bu resmi ideolojinin takipçisi olan insanların siyasal islama karşı çıkışlarında Atatürk bir peygamber gibi anılmaktadır. Afişim, tam da bu çelişkinin dışavurumudur.”
Kendilerini “Sanatsal ve kültürel deneyimlerin paylaşılmasıyla yeni projelerin üretildiği, uygulandığı, bağımsız bir çeşitli sanatlar alemi” olarak tarif eden Hafriyat elemanları; sergileri için bir sansasyon beklemediklerini ve böyle bir durumu da istemediklerini belirtiyor. Serginin amacını, “Korkunun bir tanrı oluşturması ve tanrı adına bu korkunun kullanılmasını, korku kültürünü” sorgulamak olarak açıklıyor. (Memik Horuz-İstanbul/EVRENSEL)